|
Enfal Suresi |
43. Ayet |
Hani Allah, sana rüyandan onları az gösteriyordu; eğer sana onları açık
gösterseydi, korkacak ve kumanda da tartışacaktınız. Fakat Allah, selamete bağladı; çünkü O, bütün sinelerin özünü bilir.
|
|
Yusuf Suresi |
4. Ayet |
Bir vakit Yusuf
babasına: "Babacığım, ben rüyada onbir yıldızla güneşi ve ayı
gördüm. Gördüm ki, onlar bana secde ediyorlar." dedi. |
|
Yusuf Suresi |
5. Ayet |
Babası: "Yavrum, rüyanı
kardeşlerine anlatma, sonra sana bir tuzak kurarlar; çünkü şeytan,
insana belli bir düşmandır. |
|
Yusuf Suresi |
36. Ayet |
Onunla birlikte zindana
iki delikanlı daha girdi. Birisi: rüyada kendimi şarap sıkarken
görüyorum." dedi. Diğeri: "Ben, rüyada kendimi basımın üstünde bir
ekmek götürürken görüyorum, ondan kuşlar yiyor. Bize bunun tabirim
haber ver; çünkü biz seni iyilik sevenlerden görüyoruz." dedi.
|
|
Yusuf Suresi |
41. Ayet |
Ey zindan arkadaşlarım,
gelelim rüyanıza: "Biriniz, efendisine yine şarap sunacak, diğeri
asılacak ve kuşlar basından yiyecek; işte fetvasını istediğiniz
mesele halledildi!" dedi. |
|
Yusuf Suresi |
43. Ayet |
Bir gün hükümdar:
rüyamda yedi arık ineğin yemekte olduğu yedi semiz inek ve yedi
yeşil başakla diğer yedi kuru başak görüyorum. Ey efendiler, eğer
rüya tabir ediyorsanız, bana rüyamı halledin!" dedi. |
|
Yusuf Suresi |
44. Ayet |
Dediler ki: rüya
dediğin, demet demet hayallerdir, biz ise hayallerin tabirini
bilmiyoruz." |
|
Yusuf Suresi |
46. Ayet |
Gelip: "Yusuf, ey
dosdoğru kişi, "yedi semiz inek. bunları yedi arık inek yiyor ve
yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak" rüyasını bize tabir et,
ümit ederim ki, o insanların yanına cevapla dönerim, ola ki,
değerini bilirler dedi. |
|
Yusuf Suresi |
100. Ayet |
Ana ve babasını taht
üzerine çıkardı, hepsi Yusuf için secdeye kapandılar. Yusuf da:"Ey
babacığım, işte bundan önceki rüyamın yorumu bu; gerçekten Rabbim
onu gerçekleştirdi, cidden bana iyilikte bulundu;çünkü beni
zindandan çıkardı; şeytan benimle kardeşlerimin arasını
dürtüştürdükten (bozduktan) sonra sizi çölden buraya getirdi.
Gerçekten Rabbim, dilediği şey için aldığı tedbirde çok hoş
davranır. Gerçek şu ki, O, herşeyi çok iyi bilen, her yaptığın bir
hikmete göre yapandır! |
|
Yusuf Suresi |
101. Ayet |
Ey Rabbim, Sen bana
mülkten bir nasip verdin ve bana rüyaların tabirinden bir ilim
öğrettin. Gökleri ve yeri yaratan Rabbim, dünya ve ahirette benim
velim Sensin! Benim ruhumu müslüman olarak al ve beni iyiler
arasına kat!" dedi. |
|
Enbiya Suresi |
5. Ayet |
(Onlar): "Bunlar bir takım karışık rüyalar; yok onu kendisi uydurdu; yok o bir şairdir; öyle değilse, önceki peygamberlerin gönderdikleri gibi, bize bir mucize getirsin!" derler. |
|
Saffat Suresi |
102. Ayet |
(Oğlu) yanında koşma çağına gelince : "Yavrum, ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak ne düşünürsün?" dedi. (Çocuk da): "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap! Beni inşaallah sabredenlerden bulacaksın!" dedi. |
|
Saffat Suresi |
105. Ayet |
rüyaya gerçekten sadakat gösterdin, işte Biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız." |
|
Fetih Suresi |
27. Ayet |
Andolsun ki, Allah gerçekten peygamberine o rüyayı hakkıyla doğru gösterdi, Şanıma
yemin ederim ki, İnşaallah Mescid-i Haram'a güvenlik içinde başlarınızı kazıtarak, kırkarak korkusuzca gireceksiniz! Ancak O, sizin bilmediğiniz şeyleri bildi de ondan önce yakın bir fetih verdi. |
Rüya Kaç saniye sürer
Bilim adamları rüyanın süresi üzerinde kesin bir sonuca varamadılar. Bir kısmı
birkaç saniye sürdüğünü iddia ederken bazıları da saatlerce devam eden rüyaların
mevcut olduğu fikrinde ısrar etmekteydiler. Bu tartışmalar devam ederken, Dr. B.
Klein adında Amerikalı bir bilim adamı yardımcıları ile birlikte hummalı
çalışmalara koyuldu. Gönüllü olarak seçtiği bazı kimseleri hipnotize ederek
uyuttu. Belli bir süre sonra uyandırıp rüyalarını dinledi. Neticede, bir rüyanın
yirmi saniyeyi geçmeyecek kadar kısa sürdüğünü tespit etti. İşin enteresan
tarafı şuydu ki ; uyandırdığı gönüllüler üç beş saniye süren rüyalarını
saatlerce anlatabiliyorlardı. Hatta bir kısmının rüyası yazılsa ortaya kalınca
bir macera romanı çıkabilirdi. Dr. Klein yılmadan tecrübelerini sürdürdü. Bu iş
üzerinde sarf ettiği pek çok mesai sonunda vardığı netice; en uzun rüyanın
doksan saniyeyi geçirmediği idi. Bu konudaki çalışmaların ardı arkası kesilmedi.
Chicago Üniversitesi uzmanlarından Dr. Kleitman ve öğrencisi Aserinsky 1953
yılında geniş çapta çalışmalara başladılar. Objektif deneylerini daha sonra
nörofizyolojik sahada devam ettirdiler. Dr. Kleitman otuz yıldan beri kendisini
rüyadan mahrum etme denemeleri yapmaktaydı. Fakat hiç bir zaman bir haftadan
fazla tahammül gösterememişti. Otuz yıllık çalışması aradığı sonucu vermeyince
başkaları üzerinde değişik denemeler yapmaya başladı. Deneyin sonunda , rüya
esnasında kısa ve uzun süren süratli göz hareketlerine şahit oldu. Denemeye tabi
tuttuğu kimseleri, göz hareketlerinin başladığı ve bittiği devrenin muhtelif
bölümlerinde uyandırdı. Böylece her defasında kişilerin rüya görmekte olduğunu
öğrenmiş oldu. Bu tespitin doğruluğunu ilim çevrelerine delilleriyle sunmak
gereğini duydu. Ömrü boyunca hiç rüya görmediklerini iddia eden kimseleri
toplayıp onlar üzerinde tecrübeler yaptı. Göz hareketlerinin başladığı anda
uyandırdığı bu kimseler hayret ve şaşkınlık içinde ilk defa rüya gördüklerini
söylediler. Dr. Kleitman bundan şu sonucu çıkardı. Herkes rüya görmekte, fakat
bazı kimseler rüyalarını hatırlayamamaktadır. Rüyanın objektif olarak en
kuvvetli delili ise uyumakta olan kimsenin süratli göz hareketleridir. Rüya ile Amel edilir mi?
İnsanın sorumlu olduğu saha vardır. Bu da uyanıklık halidir. Yani insan
uyanıklık halinde sorumludur, uyanıklık haricinde uyku ve baygınlık gibi yaptığı
işlerden sorumlu tutulmamıştır. Dolayısıyla insan rüyasında yaptığı iş ve
davranışlardan, söylediği sözlerden sorumlu değildir. Hatta bir insan rüyasında
dinden çıkacak kelimeler söylese dinden çıkmış sayılmaz. Konuya bu açıdan
baktığımızda ister olumlu ister olumsuz manada rüyalarla gelen haberler objektif
bir değer ifade etmez. Bağlayıcı bir delil kabul edilemez. Rüya yorumunda
rüyanın iyi ve isabetli yorumlanması esastır. Bundan dolayı da ruya yorumlayacak
kişinin ehil olması şarttır. Rüyada Kur'an ve Sünnete aykırı ,ters bir durum
olduğu takdirde bununla amel edilmesi mümkün değildir. Mesela rüyanızda size bir
insanı öldürmeniz emrediliyorsa veya intihar etmeniz isteniyorsa bununla amel
etmek söz konusu olamaz. Çünkü bir insanı öldürmek ve intihar etmek Kur'an-ı
Kerimde ve Sünnette haram kılınmıştır. Bu rüyayı bir insan defalarca aynı
şekilde görse yine de gördüğü rüyayla amel edemez ve Kuran ve Sünnet dışına
çıkamaz. Kuran ve sünnette tespit edilen hükümler doğrultusunda amel etmek
zorundadır. Bu gibi örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bununla beraber, rüyaların
mübah meselelerde, rüyayı görene münhasır kalmak şartıyla, yönlendirici bir
fonksiyonunun olduğu da kabul edilebilir. Yalnız bunun bile Kur'an ve sünnette
ictihad edilerek çıkarılmış bir hüküm ölçüsünde ağırlığının olduğu söylenemez.
Rüyalar kayıt edilebilir mi?
RÜYA ELEKTRONİK CİHAZLARLA TESBİT EDİLEBİBİLİR
Mİ? Dr. Kleitman, uykularını müşahede altında tuttuğu kimselerin (EEG)
elektroensefalogranik ve (EKG) elektrokardiagramlarını cihazlarla tespite
başladı. Bu çalışmaların sonucunda; rüyanın varlığına delil olarak gösterdiği
göz hareketlerine , heyecana bağlı kalp atışlarını da ilave etmiş oldu.
EEG'nin verdiği sonuç oldukça dikkat çekiciydi. Rüyanın başladığı andan itibaren,
ağır bir ahenk içinde devam eden uyku halini gösteren çizgiler ritmik bir hal
alıyor, uyanıklık halindeki şekilleriyle cihazın kağıt şeridi üzerine
kaydoluyordu.
Sekiz kişi üzerinde yapılan bu deneyler on gün devam etti. Her defasında
elektronik cihazın kaydettiği eğri büğrü çizgiler dikkatle incelendi. Ve şu
sonuca varıldı: Rüya, uykunun yüzde yirmilik bir bölümünü teşkil etmektedir. Bu
durumda ; sekiz saat uyuyan bir insanın uykusunun ilk saati ağır ve rüyasız
geçmektedir. Bundan sonraki on dakika içinde rüya görülmekte ve sonra yine bir
buçuk saat sürecek ağır uyku devresi başlamaktadır. Sonra yirmi dakikalık bir
rüya ve yine bir buçuk saatlik ağır uyku... Uykunun bundan sonraki kısmında ise
otuz dakikalık bir rüya faslı daha vardır.
Nihayet yine uyku ve onu da uyanma takip eder.
Rüya ve
İslam
İslam âlimlerinden bazıları rüyanın, rüya melekleri tarafından gösterildiğine
inanırlar. Bunun da insana rüyasında refâkat eden rüya meleklerinin, insan
ruhuna refâkat ederek değişik yerlere götürülüp gezdirilmesi şeklinde olduğunu
söylerler. Bu seyahat sırasında ruhun gördüğü olaylar, akıl veya zihin olarak
tabir edilen hafıza tarafından kaydedilir, sonra yeri ve zamanı geldikçe veya
uyandıktan sonra bir şekilde hatırlanır.
Rüya hakkında hemen
herkes bir şeyler söylemiş ve özellikle İslam alimleri, rüya tabircileri ve
filozoflara varıncaya kadar herkes, rüya üzerine değişik yorumlar yapmışlardır.
Burada Risale-i Nur külliyatından Mektubat isimli eserde geçen ve üstat
Bediüzzaman'ın naklettiği güzel bir rüyayı ve rüyalara ait bazı ilmi gerçekleri
ifade eden bir bölümü nakletmek yerinde olacaktır. Şöyle ki:
"Bir zaman kalp ehli
iki çoban varmış. Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar. Kaval
tabir ettikleri düdüklerini, o süt kâsesi üzerine uzatmışlardı. Birisi "Uykum
geldi." deyip yatar. Uykuda bir zaman kalır. Ötekisi yatana dikkat eder, bakar
ki; sinek gibi bir şey, yatanın burnundan çıkıp, süt kâsesine bakıyor ve sonra
kaval içine girer, öbür ucundan çıkar gider, bir geven altındaki deliğe girip
kaybolur. Bir zaman sonra yine o şey döner, yine kavaldan geçer, yatanın burnuna
girer; o da uyanır. Der ki: "Ey arkadaş! Acayip bir rüya gördüm." O da der:
"Allah hayır etsin, nedir?" Der ki: "Sütten bir deniz gördüm. Üstünde acayip bir
köprü uzanmış. O köprünün üstü kapalı, pencereli idi. Ben o köprüden geçtim. Bir
meşelik gördüm ki, başları hep sivri. Onun altında bir mağara gördüm, içine
girdim, altın dolu bir hazine gördüm. Acaba tabiri nedir?" Uyanık arkadaşı dedi:
"Gördüğün süt denizi, şu ağaç çanaktır. O köprü de, şu kavalımızdır. O başı
sivri meşelik de şu gevendir. O mağara da, şu küçük deliktir. İşte kazmayı getir,
sana hazineyi de göstereceğim." Kazmayı getirir. O gevenin altını kazdılar,
ikisini de dünyada mesut edecek altınları buldular.
İşte yatan adamın
gördüğü doğrudur, doğru görmüş, fakat rüyada iken ihatasız olduğu için tabirde
hakkı olmadığından, âlem-i maddî ile âlem-i manevîyi birbirinden fark
etmediğinden, hükmü kısmen yanlıştır ki, "Ben hakikî maddî bir deniz gördüm."
der. Fakat uyanık adam, âlem-i misal ile âlem-i maddîyi fark ettiği için tabirde
hakkı vardır ki, dedi: "Gördüğün doğrudur, fakat hakikî deniz değil; belki şu
süt kâsemiz senin hayaline deniz gibi olmuş, kaval da köprü gibi olmuş ve hakeza..."
Demek oluyor ki; âlem-i maddî ile âlem-i ruhanîyi birbirinden fark etmek lâzım
gelir. Birbirine karıştırılsa, hükümleri yanlış görünür. Meselâ: Senin dar bir
odan var; fakat dört duvarını kapayacak dört büyük âyine konulmuş. Sen içine
girdiğin vakit, o dar odayı bir meydan kadar geniş görürsün. Eğer desen "Odamı
geniş bir meydan kadar görüyorum", doğru dersin. Eğer "Odam bir meydan kadar
geniştir" diye hükmetsen, yanlış edersin. Çünkü âlem-i misali, alemi hakikiye
karıştırırsın."
Uyku Nedir?
Uykunun sebebi veya fonksiyonu bilinmemektedir.
Chicago üniversitesi uyku araştırmalarından Allan Rechtschaffen uykunun hiç bir
fonksiyonu olmadığını tespit etmiştir. Adale yorgunluklarının azalmasına rağmen
vücudun dinlenmesi için uykuya ihtiyacı olmadığını söylemiştir. Çünkü
vücudumuzdaki hücrelerin kendi kendilerini tamir etme yeteneği vardır.
Araştırmacıların tespitlerine göre bu esnada faaliyetten uzak olmasına, ya
dinlenme veya uyku durumunda bulunmasına da gerek yoktur. Uyku sırasında alınan
EEG kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde beyinde faaliyetsizlik
görülmemiştir. İngiltere Milli Fizik Laboratuarı Kompütür bilimleri bölümünde
psikolog araştırmacı Dr. Evans'a göre uykunun tek maksadı rüya görmemiz için,
zemin hazırlamasıdır. Stanford Tıp Merkezi Uyku Kliniği doktoru Dr.William
Dument'in görüşüne göre ise; rüya görmek son derece önemlidir. Rüyalar fiziki
dengenin oluşmasını sağlanmaktadır. Temple Üniversitesinden Koruyucu ilaç
profesörü Dr.Fred.Rofers uykunun aktif hayattan tamamıyla uzaklaşmak
olmadığını,bilakis yavaşlayan kalp de dahil olmak üzere uzuvlarımızın değişik
bir tip yaşayış durumuna girdiğine inanmaktadır. Fakat yinede aklımıza şu
sorunun gelmemesi mümkün değil. Uyku geceye ait bir alışkanlık olabilir mi? Uyku
araştırmacılarının babası olarak bilinen Nathaniel Klietman uyku haline
geçebilmek için bir faaliyet sisteminde kritik bir seviyenin altında şiddetli
bir durum olması gerektiği inancındadır. Bütün kainata ölçülü bir hareket,yani
ritim hakimdir. Med-Cezir, güneş ve ayın doğup batmaları,mevsimler,dünyanın
ekseni etrafında dönmesi ve daha pek çok düzenli ve maksatlı hareketler hep bu
ritmi bize gösterirler.
Dr.Franz Halberg normal durumda ve 24 saatlik bir periyotta meydana gelen
değişmeler için "circation" kelimesini kullanmıştır. Vücut dengesi zamana bağlı
ritim değişmeleriyle sağlanır. Azalarımızın ritminin en kifayetsiz olduğu
anlarda uyku bastırır.Gecenin ilk uyku dönemine hızlı olamayan göz hareketi
manasına gelen "NREM-non Raped Eye Movement" denilmektedir.Vücudun dinlendiği en
sakin uykudur bu.Nefesimiz düzgün ve sakindir. EEG kayıtları ve beyin
faaliyetleri düzgün ve imtiyazlıdır.Horlamada bu uyku döneminde vuku bulur.
Hızlı göz hareketi denilen (REM Ropel Eye Movement) faal uyku halidir.Vücut
hareketsiz olmakla beraber yüzde ve parmak uçlarında düzensiz hareketler vardır.
Horlama kesilir.Nefes düzensiz haldedir.Yani hızlı ve yavaş arasında ritim
değişikliği görülür.Bazılarının kanaatlerine göre REM uyku hali değil bir çeşit
sara nöbetidir. Gece uykumuzun 1.5 ile 2 saati REM uykusudur.NRAM ve Rem
dereleri 70 ile 110 dakika arasında değişir.Ortalama 90 dakika olarak kabul
edilmektedir. Ruhi depresyon geçirenler REM uykusu olmadığı sürece kendilerini
daha rahat hissederler. Rüya görme hadisesi ekseriye REM döneminde
olmaktadır.Pek çok kişi yatıştırıcı ve uyku verici ilaçları almalarına rağmen
REM döneminde faal uyku halinden kurtulamazlar. Halbuki alınan ilaçlarda Rem'i
tamamen veya kısmen ortadan kaldırılması aranmaktadır.
Bütün
Haklari Saklidir. 2007 © // Webmaster :
Webmaster@SohBetimDe.Net
|